9/10/2008 - Veda Şarkısı
Veda şarkımı bırakıyorum sana kayalıklarda kalmış yelkenli Kayalar dünyasında değişken köklerimin altında tohumlanan ölüm kanımda uzaklarda… Issızlık, duvarlarda açan özlem çiçeği ıssızlık, yeryüzünde kendimi vermiş faniliğim
Heybemde yüreğinin tadını omuzlamak istemiştim, havada çizilmiş kesin eğrilerde kaldı, yalanlar gibi yiğitliğini umudumun.
Bir gezgin yalnızlığıyla gidiyorum uzun yollar gibi anılarından. Havadaki kesin eğrilerle bana döndü kaderine bir işaret koyan pusula. Bütün işlerim bittiğinde, bakışlarında canlanmaya gelirim. Geleceğimi kaderine yol yaparak gülümseyen bir parça olmak için. Birbirine eklenen zincir halkalarına benzer anılarından elvedalarla gidişim uzun yollar gibi zamanın akışında. Dimdik düşmüşken yola, yorulmuş bir anı gibi geçmişi olmadan izlemekten beni, ve unutulmuş yol köşesinde bir ağaçta. İçimde o gezginin acısıyla devam edeceğim yola yol kenarındaki taşlarda parçalanıp ölünceye dek gülümseyerek gideceğim anılarından uzaklara. Matadorun pelerinindeki büyülü güç bana dönüp bakmaktaydı. alıkoydu beni çıkarlarım için kaygı duymaktan ve çizgim kaybettikçe, eğri halini aldı. Beni isteksizce davet etmeni görmemek için bakamıyordum sana mutluluğumun pembeye boyalı matadoru. alacakaranlıkta bir çana benzer dümdüz yayılan çayırım (kıtam) tatlı ve silinmez sevecen elleriyle deniz seslenirken bana Kara bir mikroskopu gösteren bilim, bir sicil memuresi karşısındaki kuruntulu bir doktoru andırır Sanat… diye ortaya çıkan her şey bir Leica’nın verimsiz mekaniğidir. Acılar ve kaygılarla içinde bir yerli (ve tabii özlemle yitenin dönüşüne arzu duyan gönlünde), coca, alkol ve açlığın ahmakça gülümsemesi. Ü ç kuruşa satılan cinsellik -Amerika’da kelepir- boş çarşaflarda önemsenmez bir anı bıraktın beni Guetamala bağrımda derin bir yarayla ve kahreden bir hıçkırığın gizemli duygusudur emmek ya da emzirmek için acılarını bir kadını bulmak uyanan insanların çığlığıdır kederleri tek tek birleştiren o bağ. İşte bugün titreyen ellerimle prizmamı meçhul bir kayıta koyuyorum .
Ağacın olgunluğuna zarar vermeden toplanmış meyvenin garip tadıyla. Çağırışını anlayamıyorum bazen yaşlı, tuhaf kanatlanmış kulemden, amma günler var kimi cinselliğin uyandığını duyuyor bir öpücük kadar dinlenmeye gidiyorum kadınıma böylece beni dost diye çağırmayanın hiçbir zaman ruhunu öpemeyeceğimi anlıyorum. Biliyorum ki ak pak değerlerin kokusudur beynimi verimli kanatlarla dolduracak Hayata geçmesi imkansız fikirler taşımak gibi zevkleri bırakmalıyım, biliyorum. Biliyorum ki ölesiye savaşacağımız gün halk çocukları omuz verecek bana halkın uğruna savaştığı amacın zaferini eğer göremezsem bu fikri en uzak geleceğe taşımak için verdiğim mücadeledendir eski kabuğun tüylerini yolarken doğan umut kadar kesin biliyorum bunları.
|